Stendhal - Kırmızı ve Siyah


1812’de Napolyon’un orduları Rusya’dan çekilirken önemli eserlerinin kayda değer notlarını almaya başlayan Marie-Henri Beyle günümüzde de bilinen mahlası STENDHAL’ı işte bu yıllarda kullanmaya başlayacaktır.

Dev edebiyat yapıtları ve onların yazarlarının özgün hayat hikayelerinden esinle oluşturulan koleksiyonumuzun şüphesiz en konuşulacak ve sevilecek tasarımlarından biri Stendhal’in realist/romantik edebiyatın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen “Kırmızı ve Siyah” isimli epik eseri olacaktır. 

Sade fakat eserin adında ve hikayesinde ki kadar sert ve net iki kare içinde iki yoğun renkle çerçevelenen tasarım bu dev romanın okurlarının çok şaşırmayacağı şekilde romanın etrafında döndüğü baş karakteri Julien Sorel’in kurduğu aşağıdaki cümlenin modern bir kaligrafiyle tasarıma dahil edilmesi ile tamamlanmıştır.

“Fırtına koparken uyursam boğulmayı haketmiş olurum!”

Stendhal


18.yüzyılın sonunda 1783 yılında Dünya’ya gelen Marie Henri Beyle yada okurun bildiği adıyla Stendhal 59 yıl süren hayatında sayıları çok olmamakla beraber çok okunan ve hatta bir kaçı tüm zamanların en büyük klasik yapıtları arasında gösterilen eserler bırakmıştır ardında.

Henüz 7 yaşında Annesini kaybeden yazar genç yaşta hayatı boyunca hayranlık duyduğu Napolyon Bonapart’ın ordusuna katılmış Napolyon ordularıyla beraber İtalya seferine çıkmıştır. Kişiliğinin şekilleneceği bu seyahatte İtalya’dan çok etkilenmiş, soylu ailelerin evlerinde kaldığı bu dönemde Romantik edebiyatla tanışmış Domenico Cimarosa, Rossini gibi bestecilerin eserlerini keşfetmiştir.

Rusya, Almanya ve Avusturyada bulunan ve ticaretle uğraşan Stendhal, Stefan Zweig’in biyografisinde de anlatıldığı üzere başı dışında çirkin ve şişman vücudundan duyduğu rahatsızlığa rağmen ; - ki salon toplantılarında vücudunu perde arkasında gizleyip sadece başı dışarda sohbetlere katıldığı rivayet edilir –hayatı boyunca onlarca kadınla aşk yaşamıştır.

Bu ilişkiler ve orduda geçen yıllar romantik ve hırslı bir kişiliği olan genç Marie Henri’nin yaratacağı karakterlere ve anlatacağı hikayelere ilham verecek, eserlerinde; yaşadıkları, hayatından geçen insanlar ,gerçekleşen olaylarla benzerlikler kurmamıza ve tanıklık etmemize olanak tanıyacaktır.

19 ve 20.yüzyıl Psikoloji ve Psikanaliz bilimlerini kuran ve geliştiren bilim insanlarına;  insanın ruhsal dünyası, karakter ve kişilik ve toplumsal olaylar ile insanın ruh dünyası arasındaki ilişkilerin roman karakterleri ve yaşadıkları olaylar çerçevesinde tahlil edildiği gerçekçi,psikolojik ve romantik eserler ilham kaynağı olmuştur.

Şüphesiz Stendahl başta Parma Manastırı, Kırmızı ve Siyah olmak üzere Armance, Trieste,  İtalya Gezileri gibi eserleriyle söz konusu Realist Edebiyat ‘ın önemli yazarlarındn biri olarak edebiyat tarihine geçmeyi başarmıştır.

Yazar hayatının ilerleyen ve sonuna doğru yaklaştığı yıllarında önce Frengi daha sonra kısmi felç geçirmiş 1842 yılının 22 Mart’ı 23 Marta bağlayan gecesinde Paris sokaklarında bir kaldırıma yığılıp kalarak hayata veda etmiştir. Mezarı Paris Montmartre mezarlığındadır.

Eser hakkında

İçinde bulunduğu dindar ve muhafazakar toplum ve yaşadığı taşra kasabasından en büyük hayali olan Napoyon Bonapart’ın ordusunda asil bir subay olup soylu bir yaşantı yaşamak için Paris’e giden ve bu ihtiras içinde yolculuğunda önüne çıkan herkesi acımasızca kullanan iki yüzlü ve içten pazarlıklı karakter Julien Sorel’in öyküsü; Aşk, Sevgi, Din ve Ahlak üzerine bir başyapıt Kırmızı ve Siyah

Yer yer Stendhal’ın hayatından kesitler gibi de okunan bu gencin hikayesi; hayatın kendi akışının dışında, gün gelecek hırslarının esiri olacak insan ruhunun, tutkuyla tırmandığı merdivenleri yükseldiğinden daha hızlı inmesinin trajik, çok gerçekçi, psikolojik ve analitik hikayesi.

Siyah

Sorel yolculuğunun başında çocuk yaşta eğitimini aldığı latince ve din eğitimini vermek üzere kasabanın belediye başkanının evine öğretmen olarak gelir. Çocuklara ders vermenin dışında Belediye başkanının karısının da ilgisini çeken bu genç ve yakışıklı adam.

Mme. Renal ile başlayan tutkulu ve saplantılı Aşk; diğer taraftan Stendhal’ın bir ruhban sınıfı eleştirisi olarakta okunabilecek şekilde gözde bir din adamı olmak ve yükselmek için göstereceği çabalar ve oyunlar bize romanın ilk bölümü olarak sunulur ve Siyah’ı temsil eder.

Kırmızı

Bu gizli aşkın ortaya çıkmasıyla Belediye başkanı tarafından Paris’e gönderilen ve soylu bir ailenin sekreteri olarak çalışmaya başlayan Sorel yakın zaman içerisinde başlangıçta Julien’in ait olduğu sınıftan dolayı çelişkileri olan ama daha sonra kendisini bu adama tutkuyla kaptıran genç Matilde’le yeni bir Aşk yaşamaya başlar.

Marki De La Mole başlangıçta kızının bu ilişkisine şiddetle karşı olmasına rağmen zamanla kabul edecek ve Julien’i yeni ve onun arzuladığı ve hayalini kurduğu şekilde Paris’te soylu çevrelerin içinde zengin bir yaşantıya kavuşturacaktır.

Fakat bu ihtiraslı adamın geçmişi kendisini izlemektedir ve ona olan derin aşkı ile Mme De Renal markiye yazdığı bir mektupla Julien’in nasıl bir insan olduğu ve yaptıklarını anlatacaktır. Fakat bu tutkulu hareketi Julien’i çıldırtacak ve kendisine delice aşık bu kadını vuracaktır. Bu teşebbüsü sonun başlangıcıdır, yakalanan ve tutuklanan Julien ardında yaralarıyla kendisine aşık kadınları bırakarak giyotinle idam edilecektir.

***

Kırmızı ve Siyah’a bir başyapıt niteliği katan ve onu Dünya Klasikleri arasına sokan belkide en önemli özelliği bir yanıyla Tutkulu Aşk'ın tahlilini derinlemesine yaparken diğer taraftan yükselme ve sınıf atlama rüyasında olan genç bir adamın hikayesi üzerinden dönemi sosyo-politik olarak incelemesi; kendi gibi halkın içinden gelip İmparator olan Napoleon Bonaparte’ın sürgüne gönderilmesi sonrasında “Restorasyon Dönemi “ olarak adlandırılan dönemdeki sosyal yaşantıyı ustaca dile getirmesidir.

Katolik Kilisesi’ni, liberal kesimi, aristokratları, burjuvaları, kralcıları ve özgürlükçüleri de olayın akışına adapte etmiş, eleştirmeyi ihmal etmemiş, sancılı, tutkulu ve saplantılı bir aşkın hikâyesi içinde Fransa’nın genel görünüşünün resmini çekmiş ve romanlaştırmıştır.
 

Ne demişler?

Nietzsche
"Stendhal, hayatımın en güzel tesadüflerinden biridir.” 

Andre Gide 
"Kırmızı ve Siyah kendi zamanının ötesinde bir romandır."

Somerset Maugham
"Kırmızı ve Siyah, bir aşkın, gittikçe büyüyen bir aşkın hikâyesidir. Korkuları, duraksamaları, ateşli tutkusuyla, usta elinden çıkmıştır. Onu okumak eşsiz bir yaşantıdır.”

Meraklısına:

Stendhal'in adı ile anılan bir sendrom olduğunu biliyor muydunuz?

Stendhal sendromu veya hiperkültüremi hızlı kalp atışı, baş dönmesi, baygınlık, şaşırma ve hatta halüsinasyona sebep olabilen  bir psikosomatik rahatsızlıktır. Bu sendrom özellikle kişinin sanat eserlerinin bolluğu veya ihtişamı ve güzelliği karşısında kendinden geçme halinde görülür.

Bu hastalığa adını veren 19. yüzyılda yaşamış Fransız yazar Stendhal, 1817 yılında Floransa ziyareti sırasında Santa Croce Bazilikası'nda Giotto'nun fresklerini gördüğünde anlatılması güç bir duygu yoğunluğu hissettiğini yazmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Floransa sanatı karşısında başı dönen ve bayılan insanlar kayıt edilmiş olmasına rağmen, Stendhal sendromu ancak 1979'da İtalyan psikiyatr Graziella Magherini'nin Floransa'da bu sendromu yaşayan 100'den fazla ziyaretçiyi gözlemlemesi ve tasvir etmesinden sonra isimlendirilmiştir.